Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Uyur Görür

( Müziği başlattıktan sonra okumanız daha iyi olacaktır.) Doğruldum yerimden . Darmadağın her yer , o uyuyordu hala .Pencereden dışarı baktım , gidiyorlardı . Nereye diye bağırdım duymadılar . Pencereyi açtım , tekrar bağırdım . " NEREYE GİDİYORSUNUZ ! ". Arkalarına bile bakmadılar . Neyse dedim dönerler elbet . O hala uyuyordu . Üst kata çıktım . Mavi balığa yeminden verdim azıcık . Teşekkür etti . Rica ettim , el sıkıştık . Tahtalar gıcırdıyordu , değiştirmek lazım diye geçirdim içimden . Hatta bağırdım içimden . " Değiştirin lan şu tahtaları " . Eksik bunların bir kaç çivisi . Balık da bana katıldı . Yüzerken sıkıntı oluyormuş ona  da. Teşekkür ettim bana katıldığı için .Rica etti , el sıkıştık . Muhtemelen o hala uyuyordu . Çatı katında , odanın tam ortasında duruyordum . Hava bulutlu gibiydi . Balkonun kapısını açtım. Et ile beslenen Utricularia(yuitkularia) cinsi bitkiye baktım. O da kafasını bana çevirdi . Parmağımdan bir tutam alabileceğini söyledi...

Siyah

S esler çınladı ve beynim uyandı . Şimdi sağa mı dönmeliyim yoksa sola mı . Gözlerimi açarsam bir daha dalamayacağımı biliyorum şu lanet karanlığa . Gerçi ne kadar lanet olursa olsun bilinçsizlik durağı olması sebebiyle seviyorum uykuyu . Sonuçta en fazla rüya görebilirsin , yada ölebilirsin . Yani bir şey düşünme fırsatı olmuyor , yada kafandaki tilkiler dönmüyor o vakit .Yapmamalıyım bunu desem de mesaim başlıyor ve göz kapaklarım aralanıyor . Geçen binlerce gün olduğu gibi .Güzel en azından karanlık , ama kasvetli . Doğruluyorum , havalı kalkışlar , tatlı uyanışlar değil pek tabii . Kalkıp tuvalete gidiyorum . Aynada kendime bakıyorum , iğreniyorum . Kararsız kalıyorum , kendimle çatışıyorum . Acaba yüzümü yıkayıp ayılsam da şu görüntüden kurtulsam mı yoksa yıkamayıp yarı baygınlığın tadını mı çıkartsam görüntümden iğrenerek . Ayıl diyorum ayıl ! Yıkıyorum yüzümü . Kafamı kaldırıyorum maalesef değişen bir şey olmuyor . Yine aynı görüntü , yine aynı bakışlar . Odama geçiyorum...

Sesindeki Yalnızlık "#Şarkı Mevzuları #1"

Kahveyle diri kalan hücre , bunlar bizim merhabalarımız .   Nikotinle görülen her sabah bunlar bizim günaydınımız   . Bir unutuşun ortasındayız bunlar bizim elvedalarımız .

Takas

Takas B ir şeyler yazmak istercesine açılan bir sayfa . Gidenin arkasına takılmamak , düşenin elini tutmamak adına . Buz arifesinde titreyen bir yoksul teni gibi mahkum . En edebi kelimeleri sığdırmak adına , her insanın idrak etmesini zorlaştıran hatta bilakis edememesini amaçlayan bir söz dizimi . Şömine başı misali samimiyetsiz , her acı olayı filmlerdeki gibi mutlu sona bağlamaya çalışmak gibi . Filmin mutlu sonla bitmeyeceğini bildiği gibi , düşenin elini son defa tutayım derken koldan olurcasına gerçek . İlk okul sırasında silgiyle oynarken kapıdan bir çift hemşirenin elindeki piknik sepetini andıran çanta ile içeri girmesi kadar hayal kırıklığı . Aslında herkes bilir o çantadan iğne çıkacağını , elbet bir gün o içi sıvı dolu kılıcın koluna saplanıp seni gazi bırakacağını . Fakat hala elma armut ümit eder . Çok ince çizgidir zorunlu kabullenme . Kalanında hoşnut olacağın dakikaların hazzı sonucundan daha ağır basması sebebiyle unutu verirsin her yolun bittiğini , bitm...

Taneler "Şiir Mevzuları #5"

Taneler Gökyüzüne bakın efendim gökyüzüne . Ne kadar harika olduğu anladığınız an beyniniz yerinden oynayacak . Tersine dönerdi farketseniz  tüm bildikleriniz . Yer yerinden oynasa da sağır sultan duymayacak . Kuş cıvıltıları canlandıracak geceyi bir gün . Ay doğarken çaylarınız demlenmiş olacak . Gökyüzü ten rengine bürünecek birden . Suratlarınız maviye boyanacak . Bulutdan gözler yağmurlarını yağdıracak . Mıhlanıp kalacaksınız kök salmıştan hallice . Bir anda karlar dökülecek yapraklarınıza . Taşacaksınız kendi içinizde . Bir buğday tanesi misalinden farksızdı coğrafyamız . Bir tarladan ziyadeseyle anlamlar arayamadık  . Beyin denilen kıvrımdan oluşan illet . Yalnızca bize verilmemişti oysa , cılkını biz çıkarttık . Ey yokluktan var olup yokluğa küfür eden taneler . Kafanı çıkart bir bak demek ne mümkün kendini dağ sananlara . Yüzünü gösterebilmen bile bir haya meselesi olması gerekirken . Budaklanıp dalar oldun başkasının otağına . Filizlenen ...

Düşüyorum "Şiir Mevzuları #4"

Düşüyorum Ve şimdi süzülüyorum .. Aklınızın alabildiği fakat fikriniz de yer etmeyecek yükseklikten . Esrarengiz değilim hiç olmadığım kadar oyum aslında . Neyin üstündeysem o renkteyim . Yada siz öyle sandınız fazlasıyla . Hüzünler görüyorum .. Üstüne düştüğüm incir çekirdeğinin içini dolduramayacak hüzünler . Sonra beni havaya tekrar kavuşturacak güçte bir şey öğreniyorum . Aslında bunların sebebi yine kendinizmişsiniz , afallıyorum . Meraklanmayın sakın , her şeye rağmen düşmeye devam ediyorum . Ne aklınızın nede fikrinizin yetemeyeceği zamandan beri düşüyorum . Hepiniz bir araya toplansanız benim kudretime erişemezsiniz . Ve her birinizden destelerce olsa da malesef yetişemeyeceksiniz . Bir anda kaskatı kesiliyorum .. Bu kadar hüzünlü bir şeyin nasıl bu kadar mutlu olabileceğine şaşıyorum . Beni çokça şaşırtıyorsunuz aslında . Sonra beni görünce şaşırıp , benimle oyunlar oynamaya başlıyorsunuz . Meğersem ne çok biliyormuşsunuz beni . Hangi hızla in...

Elbet Bir Gün "Şiir Mevzuları #3"

Elbet Bir Gün Bir sabahın ışıltısı ne kadar aydınlatırsa geceyi , o kadar aydınlığım . Gökyüzünün nefesi kadar varım bir o kadar sabahım . İçine duygu yükleyip boşalttım yağmurları mı . Herkes şemsiyesini açtı , yerde kaldı yazdıklarım . Kendime dair kelimeler arşa yükseldikçe , bir bir kapıldı yalnızlıklarım . Çiçeğe böceğe şiir yazan çokta , hangi biri anlattı farkındalıkları . Kaç insan kendine sordu bu adam neden burada diye . Kaç tanesi haykırdı cevabını içten içe . Yıkın şu gökyüzünü arkadaş , yıkın da duysun devri alem . Sesini duyuramayanların güftesi olsun her bir söz . Belki bu gün olmayacak biliyorum ama Elbet bir gün görecek tüm gerçeği şu iki göz . Mecnun değilim ben nereden çıkardınız aşkı meşki . Hangi devrana nasip oldu ki size kalsın şu hayat . Bırakın , atın üzerinizden şu sisli kasveti . Kaç kişi şahit oldu kaç kişi duydu ki . Açık kumraldı zamanında bu tarlalar hep . Yavaş yavaş beyazlamaya başladı , az sonra inceldiği yerden kopacak . ...