Ana içeriğe atla

Taneler "Şiir Mevzuları #5"

Taneler


Gökyüzüne bakın efendim gökyüzüne .
Ne kadar harika olduğu anladığınız an beyniniz yerinden oynayacak .
Tersine dönerdi farketseniz  tüm bildikleriniz .
Yer yerinden oynasa da sağır sultan duymayacak .

Kuş cıvıltıları canlandıracak geceyi bir gün .
Ay doğarken çaylarınız demlenmiş olacak .
Gökyüzü ten rengine bürünecek birden .
Suratlarınız maviye boyanacak .

Bulutdan gözler yağmurlarını yağdıracak .
Mıhlanıp kalacaksınız kök salmıştan hallice .
Bir anda karlar dökülecek yapraklarınıza .
Taşacaksınız kendi içinizde .

Bir buğday tanesi misalinden farksızdı coğrafyamız .
Bir tarladan ziyadeseyle anlamlar arayamadık  .
Beyin denilen kıvrımdan oluşan illet .
Yalnızca bize verilmemişti oysa , cılkını biz çıkarttık .

Ey yokluktan var olup yokluğa küfür eden taneler .
Kafanı çıkart bir bak demek ne mümkün kendini dağ sananlara .
Yüzünü gösterebilmen bile bir haya meselesi olması gerekirken .
Budaklanıp dalar oldun başkasının otağına .

Filizlenen yağmurların hesabını aramaya geldiği vakit .
Fırtınalar kopmaktan yorulmuş bir köşede dinlenir .
Kuraktan bozma bir meltem yolunu şaşırmıştan hallice .
Tam her şey düzelmeye yakın kıvrımlarınız kinlenir .

Neyin derdine düştüğünü anlamadığınız kafalar .
İki eliyle beraber başlarına vuracak .
Gökyüzüne gömülmeye çalışsanızda kabul olmayacak .
Ne başınızda bir buğday tanesi kalacak , ne de yokluk son bulacak .



                                           Fatih Şanşalı

#Paranın karın doyurmadığını anladığı vakit kavrulacak topraklarınız .

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çarpı İki

 Sevgili Günlük; Bu gün 48 yaşıma basışımın  yirmi birinci saati. Neler değiştiğine anlam vermeye çalıştığım vakitlerden birinde daha beraberiz. Sanırım bu geçen 48 yılda en çok konu olan şey, unutulan onca anı. Beni üzen ise o unutulan anıların yerine yenilerini koyamıyor oluşum. Bu duygusallıktan mı yoksa tam tersi duygusuz oluşum sebebiyle mi anlam veremiyorum. Adımlar atmaya çalışıyorum, hem kendime hem insanlara. Ama beceremiyorum. Yorgunluklar, üzüntüler, kırılmalar da yaşım sebebiyle daha çok yoruyor beni. Sanki beynim her şeyi ikiye çarparak bana geri veriyor gibi. Ne kadar çok üzülürsem o kadar mutlu oluyor gibiyim, çünkü o kadar acıkıyorum aslında negatiflikten çıktığımda pozitife. Ama aynı şekilde dibe vuruyorum bir anda, o da tokluğun getirdiği ağırlıktan olsa gerek.  Beynimin aldatmalarına hakim olmaya çalışıyorum. Ama bunu bana düşündürtenin beynim olduğunu unutuyorum. Suç mahallini inceleyip katili yakalaması emredilmiş katil dedektif gibi. Kendi delillerim...

Dükkan

Düşün düşün düşün!  Sorgula!  Empati yap!  "Hayat sen planlar yaparken yaşadıklarındır!"  Mıdır acaba? "Tam ait olduğum yerdeyim. Derimin altında. İstersem Taj Mahal'de kahvaltımı yapar, istersem Adriyatikte batırırım günümü. Tam ait olduğum yerdeyim. derimin altında"  Olur mu ki öyle? Batar mı güneş Adriyatikte?  İnsanları anlama senesi. Her tamam diyişin altından yeni bir numune baş veriyor kemiğin ete bürünmüşünden. Anlamsız anlama seansları düzenleniyor her sabah, akşama kadar bir fiil. Gerekliliği tartışılsada sözler veriliyor, dedikodular yapılıyor, haklar sorgulanıyor ve ardından yargılama! Beyin kıvrımları içinde neler döndüğünü anladım dediğin her safhada yeni bir kıvrım kıvrılıyor. Sanki bana inat eder gibi. Nispet yapar gibi. Küfür eder gibi. Peki ya ben? Ben çok mu farklıyım bu müsveddelerden aynı kıvrımlara sahipken.  Kimim ben?  Duygu satıcısı bir mahluk. İşim bu, benim sahip olduğum gömlek bu kadar basit. Duygu satarım. Mutluluk alı...

Şeffaf

Ve en çok da kimi örnek almam gerektiği karıştırdı aklımı. Kime tutsam elimde kalıyor kim tutsa elim kalıyor. 9 yaş sendromunun hissiyatı, babalar kahraman anneler melek ve çocuklar şeker. Kahramanlar yalan melekler muallakta ve şekerler erir. Geriye bir kaç çizgiroman, sahte resimler ve karıncalara ziyafet. Ortaya çıkan vaziyet dolayısıyla şekerler mutlu, melekler karıncalardan muzdarip, kahramanlar ise şeffaf. Fatih Şanşalı