Ana içeriğe atla

Düşüyorum "Şiir Mevzuları #4"






Düşüyorum



Ve şimdi süzülüyorum ..
Aklınızın alabildiği fakat fikriniz de yer etmeyecek yükseklikten .
Esrarengiz değilim hiç olmadığım kadar oyum aslında .
Neyin üstündeysem o renkteyim .
Yada siz öyle sandınız fazlasıyla .

Hüzünler görüyorum ..
Üstüne düştüğüm incir çekirdeğinin içini dolduramayacak hüzünler .
Sonra beni havaya tekrar kavuşturacak güçte bir şey öğreniyorum .
Aslında bunların sebebi yine kendinizmişsiniz , afallıyorum .

Meraklanmayın sakın , her şeye rağmen düşmeye devam ediyorum .
Ne aklınızın nede fikrinizin yetemeyeceği zamandan beri düşüyorum .
Hepiniz bir araya toplansanız benim kudretime erişemezsiniz .
Ve her birinizden destelerce olsa da malesef yetişemeyeceksiniz .

Bir anda kaskatı kesiliyorum ..
Bu kadar hüzünlü bir şeyin nasıl bu kadar mutlu olabileceğine şaşıyorum .
Beni çokça şaşırtıyorsunuz aslında .
Sonra beni görünce şaşırıp , benimle oyunlar oynamaya başlıyorsunuz .

Meğersem ne çok biliyormuşsunuz beni .
Hangi hızla indiğimi falan yazmışsınız , ne kadar zamanda geldiğimi .
İçten içe gülmeye başlıyorum , düşüncelerinizi gördükçe .
Hızı ölçtünüz de , birinizde araştırmadı şu inişimin sebebini .

Az kaldı , bana ayrılan sürenin sonuna yaklaşıyoruz .
Bir tarafta kırmızıya boyanmışken dikenler diğer tarafta ipekten örtüler görüyorum .
İkisininde içinde atan şeyin aynı olduğunu bildiğim halde .
Dikenlere mi küfür edeyim , yoksa tüm ipekleri mi yakayım bilmiyorum .

Bu arada yakmak demişken ..
Kimi zaman söndürüyorum da ben .
Biriniz erken geldiğim için bana şükürler ediyor .
Birinizde neden geldin deyip suratıma şemsiyeler açıyorsunuz .

Şimdi düştüm işte tekrar . Zaten düşerim ben hep .
Ne olduğumu fark ettiğiniz andan beri ince düşündüğünüzü sanıyorsunuz .
Sıradaki satırın içinde ne saklı diye kendinizi yiyorsunuz.
Zaten yersiniz siz hep .

Siz düşünmeye devam edin bende düşmeye .
Siz benim ne kadar kötü olduğumu düşünürken bende iyi olayım aslında size .
Kendinizi sakın çok olarak görmeyin , siz aslında tek siniz .
Sizli bizli muhabbetleri de boş verebiliriz artık , siz tek başına , ben hepiniz .

Fatih Şanşalı

# İkinizin içinde atan şeyde aynı , siz bunu daha iyi biliyorsunuz .



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çarpı İki

 Sevgili Günlük; Bu gün 48 yaşıma basışımın  yirmi birinci saati. Neler değiştiğine anlam vermeye çalıştığım vakitlerden birinde daha beraberiz. Sanırım bu geçen 48 yılda en çok konu olan şey, unutulan onca anı. Beni üzen ise o unutulan anıların yerine yenilerini koyamıyor oluşum. Bu duygusallıktan mı yoksa tam tersi duygusuz oluşum sebebiyle mi anlam veremiyorum. Adımlar atmaya çalışıyorum, hem kendime hem insanlara. Ama beceremiyorum. Yorgunluklar, üzüntüler, kırılmalar da yaşım sebebiyle daha çok yoruyor beni. Sanki beynim her şeyi ikiye çarparak bana geri veriyor gibi. Ne kadar çok üzülürsem o kadar mutlu oluyor gibiyim, çünkü o kadar acıkıyorum aslında negatiflikten çıktığımda pozitife. Ama aynı şekilde dibe vuruyorum bir anda, o da tokluğun getirdiği ağırlıktan olsa gerek.  Beynimin aldatmalarına hakim olmaya çalışıyorum. Ama bunu bana düşündürtenin beynim olduğunu unutuyorum. Suç mahallini inceleyip katili yakalaması emredilmiş katil dedektif gibi. Kendi delillerim...

Dükkan

Düşün düşün düşün!  Sorgula!  Empati yap!  "Hayat sen planlar yaparken yaşadıklarındır!"  Mıdır acaba? "Tam ait olduğum yerdeyim. Derimin altında. İstersem Taj Mahal'de kahvaltımı yapar, istersem Adriyatikte batırırım günümü. Tam ait olduğum yerdeyim. derimin altında"  Olur mu ki öyle? Batar mı güneş Adriyatikte?  İnsanları anlama senesi. Her tamam diyişin altından yeni bir numune baş veriyor kemiğin ete bürünmüşünden. Anlamsız anlama seansları düzenleniyor her sabah, akşama kadar bir fiil. Gerekliliği tartışılsada sözler veriliyor, dedikodular yapılıyor, haklar sorgulanıyor ve ardından yargılama! Beyin kıvrımları içinde neler döndüğünü anladım dediğin her safhada yeni bir kıvrım kıvrılıyor. Sanki bana inat eder gibi. Nispet yapar gibi. Küfür eder gibi. Peki ya ben? Ben çok mu farklıyım bu müsveddelerden aynı kıvrımlara sahipken.  Kimim ben?  Duygu satıcısı bir mahluk. İşim bu, benim sahip olduğum gömlek bu kadar basit. Duygu satarım. Mutluluk alı...

Şeffaf

Ve en çok da kimi örnek almam gerektiği karıştırdı aklımı. Kime tutsam elimde kalıyor kim tutsa elim kalıyor. 9 yaş sendromunun hissiyatı, babalar kahraman anneler melek ve çocuklar şeker. Kahramanlar yalan melekler muallakta ve şekerler erir. Geriye bir kaç çizgiroman, sahte resimler ve karıncalara ziyafet. Ortaya çıkan vaziyet dolayısıyla şekerler mutlu, melekler karıncalardan muzdarip, kahramanlar ise şeffaf. Fatih Şanşalı