Çalış. Her gün bir önceki günü geçmeye çalışır gibi çalış. Öyle yalandan değil ama. Mutsuz bir sabaha uyanıp, 10 yıl önce yaptığın kahvenin aynısından o sabahta yapıp, muhteşem manzarandan dışarı bakıp, birde içiyorsan üstüne bir sigara yakıp, bunları bitirip orada bıraktıktan sonra ölü bedenini işe sürükleyerek değil. Çünkü en korktuğun şeylerden birine dönüşmek aynen bu tarifle olur işte.
Şimdi elinde bir fırsat var. Geçmiş zamanlardan bir kaç kuble ile gelmiş bir düzen. Bu düzeni ister evir, ister çevir. Ama bir şekilde bunu gerçekleştir. Çünkü geçmişte yaşadığın pişmanlıkların hepsinin bir bahanesi olabilirdi. Ama bunun bahanesini bulamayacaksın. Çünkü elinde bir oyun hamuru varken, ondan ne yapacağını sen belirlersin. Bunu kafana sok, çünkü beyninde ki kıvrımlar can çekişmeden, saçların daha fazla beyazlamadan, istediğini almak zorundasın. Eğer bunu yapamazsan, ya da olur ya bir şekilde başarısız olursan, bu senin yüzünden olmasın. Ne olursun. Bu sefer yapabilirsin. Bu sefer umut var, ışık gözüküyor, tek yapman gereken bu güne dek yaptığın hatayı yapmamak. Vazgeçmemek. Boş vermemek. Varoluşsal sancılar içerisine girdiğinde, onu buraya çekmemek. İnan bana, eğer çok ama çok pişman olacağın bir şey olacaksa gelecekte, o, bunu yapmamak olacak. Sana güveniyorum. Sen kendine güvenmesen de, içinde ki korkuyu görsem de, seni ayakta tutacak olanda o olacak.
Çalış, öyle yalandan değil ama. En çok istediğin şey bir oyun hamuruna sahip olmaktı. Ve artık elinde bir oyun hamuru var. Rengini sen seçtin, adını sen koydun, ne yapacağını sen belirleyeceksin.
Hayatta hep yarım kaldın, her şeyden biraz biraz yaptın, ama bu sefer, bir şeyden çok yapacaksın. Söz. İyi ki yaptım diyeceksin.
Seneye görüşürüz.
Yorumlar
Yorum Gönder