Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kör

Sadi ne oldu neyin var diyerek  başımda dikilmiş bekliyordu. Şaşkın şaşkın suratına bakıyordum ki devam etti o korkmuş haliyle, niye bağırıyorsun oğlum söylesene ne oldu? -Ne olmuş, ne bağırması dedim sadece. -Dalga mı geçiyorsun benimle, çık lan kafamdan diye bağırıyordun, birde ağladın mı sen? Onca yıldır buradayım hiç görmedim ağladığını senin dedi. -Doğruldum koltukta, bağdaş kurup gözlerimi ovaladım. Boş bakışlarla, rüyaydı herhalde, ya da umarım öyledir diye iç geçirdim. -Ne rüyası bu böyle, hem sen ne ara uyudun, kolay uyuyamazdın sözde, daha şimdi buradaydım diye sırıttı. -Anlatırsam soru sormayı kesecek misin dedim başımdan savarcasına. -Sen anlat düşünürüz dedi. Ormanın ortasında uyanıyorum, kapkara orman, sanki yeni yangından çıkmış gibi, yeşil bir şey göremiyorsun doğru düzgün. Gökyüzü parlak, masmavi, ama orman sanki soğuruyor o rengi. Sonra ayağa kalkıyorum, ama ayağa kalkmış gibi değilim, yani çok yükselemedim olduğum yerden diye düşünüyorum. aşa...

Şeffaf

Ve en çok da kimi örnek almam gerektiği karıştırdı aklımı. Kime tutsam elimde kalıyor kim tutsa elim kalıyor. 9 yaş sendromunun hissiyatı, babalar kahraman anneler melek ve çocuklar şeker. Kahramanlar yalan melekler muallakta ve şekerler erir. Geriye bir kaç çizgiroman, sahte resimler ve karıncalara ziyafet. Ortaya çıkan vaziyet dolayısıyla şekerler mutlu, melekler karıncalardan muzdarip, kahramanlar ise şeffaf. Fatih Şanşalı  

Bağlı Balık

ÜstNot : Bu yazı yazıldığında bahsi geçen "Balık" hayatta idi. Ölümünün üstünden tam olarak 2 yıl geçen, 730 gün 1 dakika evvel hayatta olan " Sefa "nın anısına. Bağlı Balık Suyun içinde süzülmek garip bir his olsa gerek . Yer çekimi baskı yaptığı sürece , ne havada ne de yerde öyle bir imkana vücut kütlemin üstünde sahip olamayacağım muhtemel bir mucize ile karşılaşmazsam .  Yada sınırsızca duramayacağım hidrojen ve oksijenin bütünleşip ilişkiye girdiği oluşumun içinde . Alakası olmadığı halde , şunları karaladığım sırada karşımda duruyor olup ,  bu yazıya dahil olan sevgili balığım . Mavi bedenin ile zerre alakası olmayan kırmızı yüzgeçlerinden öpüyorum senin . Bağımlılık , daha doğrusu bağlılık her insana nasip olmadığı gibi her güzel şey içinde bahşedilmemiştir aslında . Kendi familyam olması dolayısıyla insanlardan bahsetmek benim için en doğrusu olsa gerek . Bir insan neye bağlı olabilir ki ? Neye bağlılık duyusuyla sabitlenir ? Dumanını ateş ede...

Ölümsel Bitki

(Müziği başlattıktan sonra okumanız daha iyi olacaktır) Gün doğumu . Yaşam batımı. Aşkın çiçek açmış haliyle, nar çiçeği edasıyla. Dalından kopartmak üzere hali hazırda filizlenmiş. İstikrarım ile idmanıma henüz başlamayı düşünür haldeyim. Başarmanın yarısı olan düşünmenin yarısıyla iç içeyim. Gelecekten gelen postalarla meşgul. O postaların fragmanı niteliğinde. Adımlarım sığ, yersiz ve hafif. Düşün ki iz bile çıkartamayacak halde peşimden gelenlere. Yüzdelik kısmın dışında sanırken tam ortasındayım her seferinde. "Sende mi atlayacaksın camdan" diyenlerin tam arkasındayım camdan atmak üzere. Anlık gelen hançer hissiyatı. Ucu kanlı, kanı temizlemek için atılan adımların her seferinde daha da çok bulaştırışı. Kıvrımların hareketsizliğinden, bedenin umursamazlığından, son sözüm dünya barışıdır diyen yalancıdan da beter halde ruh. İnsansın sen! Göz açıp kapamak kadardır ömür klişesinde gibi. Her klişenin yapılışından önce gelen "Bir klişe vardır ya!...

Uyur Görür

( Müziği başlattıktan sonra okumanız daha iyi olacaktır.) Doğruldum yerimden . Darmadağın her yer , o uyuyordu hala .Pencereden dışarı baktım , gidiyorlardı . Nereye diye bağırdım duymadılar . Pencereyi açtım , tekrar bağırdım . " NEREYE GİDİYORSUNUZ ! ". Arkalarına bile bakmadılar . Neyse dedim dönerler elbet . O hala uyuyordu . Üst kata çıktım . Mavi balığa yeminden verdim azıcık . Teşekkür etti . Rica ettim , el sıkıştık . Tahtalar gıcırdıyordu , değiştirmek lazım diye geçirdim içimden . Hatta bağırdım içimden . " Değiştirin lan şu tahtaları " . Eksik bunların bir kaç çivisi . Balık da bana katıldı . Yüzerken sıkıntı oluyormuş ona  da. Teşekkür ettim bana katıldığı için .Rica etti , el sıkıştık . Muhtemelen o hala uyuyordu . Çatı katında , odanın tam ortasında duruyordum . Hava bulutlu gibiydi . Balkonun kapısını açtım. Et ile beslenen Utricularia(yuitkularia) cinsi bitkiye baktım. O da kafasını bana çevirdi . Parmağımdan bir tutam alabileceğini söyledi...

Siyah

S esler çınladı ve beynim uyandı . Şimdi sağa mı dönmeliyim yoksa sola mı . Gözlerimi açarsam bir daha dalamayacağımı biliyorum şu lanet karanlığa . Gerçi ne kadar lanet olursa olsun bilinçsizlik durağı olması sebebiyle seviyorum uykuyu . Sonuçta en fazla rüya görebilirsin , yada ölebilirsin . Yani bir şey düşünme fırsatı olmuyor , yada kafandaki tilkiler dönmüyor o vakit .Yapmamalıyım bunu desem de mesaim başlıyor ve göz kapaklarım aralanıyor . Geçen binlerce gün olduğu gibi .Güzel en azından karanlık , ama kasvetli . Doğruluyorum , havalı kalkışlar , tatlı uyanışlar değil pek tabii . Kalkıp tuvalete gidiyorum . Aynada kendime bakıyorum , iğreniyorum . Kararsız kalıyorum , kendimle çatışıyorum . Acaba yüzümü yıkayıp ayılsam da şu görüntüden kurtulsam mı yoksa yıkamayıp yarı baygınlığın tadını mı çıkartsam görüntümden iğrenerek . Ayıl diyorum ayıl ! Yıkıyorum yüzümü . Kafamı kaldırıyorum maalesef değişen bir şey olmuyor . Yine aynı görüntü , yine aynı bakışlar . Odama geçiyorum...

Sesindeki Yalnızlık "#Şarkı Mevzuları #1"

Kahveyle diri kalan hücre , bunlar bizim merhabalarımız .   Nikotinle görülen her sabah bunlar bizim günaydınımız   . Bir unutuşun ortasındayız bunlar bizim elvedalarımız .