Ana içeriğe atla

Ergenliğe Geçiş Sorunsalı

Bundan yıllaaaar yıllaar önce değil malesef ..


Üzerinden 8-10 sene geçmiş "Hızlı" zamanlarımız tabi .
Merve'nin çikolatası bizden sorular . Aynur desen kalemtraşı'ma hasta olmuş çıldırıyor . Okulun kızları önlüğümün yakasından tanırdı taa1 kilometre öteden . Öyle şekiliz yani siz anlayın .

...

Neyse!

Çok geriye gittik sanırım biraz daha yaklaşalım . Yine hızlı zamanlarımız bkz:egoboost(hızlı olmadığımız zaman olmadı da neys.) Parklarda sürdüğümüz bisikletlerle ön kaldırıp hava attığımızı sandığımız zamanlar . Tabi o vakitler temiz yüzlü , zerre sivilcesi çıkmamış(garip biçimde çıkmazdı bende) , kumral saçlar , ortalama boy , fit boy olmasak da vardı giderimiz yani . Okula gider hatunlara yansırdım tutan olursa da hiç affetmez çakardım teklifi . "BENİMLE ÇIKARMISIN" .

Tabi ki güzel zamanlardı canım inkar eden yok'da .. Yahu o nasıl bir teklif hacım biz nereye çıkıyoruz , klişe geyiklerden yapmayacağım şimdi yok merdivenmiş vs. . Okulda bir hatun var gözleriyle ateş topu fırlatıyor etrafa . Hasta olmayan yok haliyle ulan bir iki defa göz göze geldik biz bununla  tabi vaziyet öyle olunca benim arka nevale gökyüzüne erdi ulusa sesleniş yapıyor . Hemen gittim arkadaşlara "Olm Ayferle bakıştık lan  ben gidiyorum" dememin ardından atlayıp kaçtım demirlerden .

Okulun yanındaki kırtasiye fiyatları yüz ise iki yüz yaptığından mütevellit  2 sokak ötedeki kırtasiyeye koydum deparı . Tabi param var mı diye sorsan cebimde 75 kuruş ya var ya yok . Neyse daldım içeri hemen "apla" dedim ben kolye almak istiyorum . Tabi canım hangisini dedi EN UCUZU olsun diyince bana baktı kolyelere baktı "Hayırdır anasını satayım!" dermişcesine bak şunlar 1 lira bunlar 5 lira hesabı sayarken tabi ben taklaya geldiğimi anladığım an ben sonra geliyim dedim bi bakmak istemiştim diyince gel gel bak 1 liralıklar var burda ne kadar paran var bakalım senin cümlesini duyduğum an dedim ben bu hatunu tavlarım . Hemen çıkardım cebimden 70 kuruşu bu kadar var dedim tamam şunları sana verelim 30 kuruş borcun olsun dedi . Tabi planın tuttuğunu anlayınca bir sevinç bir ekşın oluştu bende . Vay benim aplam güzel aplam canım aplam diyerek ablamızı yağladım iyice .

Hediye paketi olsun üstüne'de "Seni seviyorum" yazar mısınız dedim milyoner edasıyla . O "aşufte"de  bunu duyunca dalga geçmesin mi benimle . "Aman hanimiş benim romantik erkeğim , ablasının yakışıklısı,karizmatik erkeği .." Gönül isterdi ki KES! traşı lan kaknem ver şunu gideyim felan ama şimdi o kadar indirim yaptı denmez ki öylede .. Dur bak sana bi güzellik yapayım dedi kolyeyi güzelce kalpli bir kutuya koydu üstüne'de yazdı yazıyı yine bir kalp kondurdu , paran cebinde kalsın bir şeyler içersiniz diyince ben yine aynı yağ çekmelere geçtim pek tabii , "canım aplam ..." .

Çıktım kırtasiyeden koştum bakkala , aklım sıra kızın gönlünü çalacak bir şeyler alıcam "AKLIMI İTTİREYİM EMİ!" .  Barbie'li lolipop gördüm bir tane paraya kıyıp büyüğünden aldım 50 kuruşa , koştum okula .

O haftada yanlış değilsem kütüphane haftası mı öyle bir muhabbet var millet geçmiş sıraya konuşma falan yapılacak , kaynadım bende araya . Bizim çocuklar beni görünce lan nereye gittin hoca sana eksi vercekmiş felan ayakları ama umurumda değil dünya nasıl olsa eksi bizde gırla .  Benim hatunu arıyor gözler en arkada çok sevdiği yankileriyle muhabbete tutuşmuş gülüşüyorlar . Gittim yanına Ayfer bir bakar mısın bir şey söyleyeceğim dedim . Fakat hani o ağızdan çıkan "bi şey söylicem" değil bildiğin emekli edebiyat hocası hesabı "Söyleyeceğim" dedim baya . Neyse bunun arkadaşları bana focuslandı tabi hayırdır hesabına birisi yandan "Oooo" deme durumları , ulan utansam mı saldırsam mı arasında kalınca neyse dedim geçtim mevzuyu kıza odaklandım . Bak dedim bu gün iki kere göz göze geldik biliyorum aramızda olan şeyleri (ve o efso soru ..) "Benimle çıkar mısın AYFER" dememle cebimden bedavaya getirdiğim kolyeyi ve ciğerim yana yana 50 kuruş verip aldığım lolipopu çıkardım ..

Çıkartırken Allahın cezası şeker elimden yere doğru düşünce Ayfer çığırtkanının "Aaa!" diye bağırmasıyla 3 sınıfın sırası  ,  karşıda 3/C sınıfından Ecem'in "Can Kardeşim Kitap" şiirinin ilk satırlarını (Gel benim can kardeşim, Gel güzel kitabım gel! ) okuduğu sırada bu sesi duyup bize doğru döndü . Tabi ben şok! , elim ayağıma dolaştı . Erkekler oradan "Ohaa kıza lolipop almış LAN!" derken diğer yandan kızlar "Höhöhö" edasıyla gülmeye başlayınca hiç düşünmeden attım elimdeki "1 Lira olan fakat benim bedavaya getirdiğim üstünde "Seni Seviyorum"(kestinmi betimlemeyi) yazan kolyeyi direk okulun kapısından dışarı ...


Bir kaç hafta olayın muhabbeti yapılsa'da atlattığım zaman  benim yaptığım sürprizi görüp beğenen "Ayy bana yapsaydın hiç bırakmazdım seni " diyen Songül ile tabiri caiz ise "Çıkmaya" başladım .


Olayın bizim çocukların aklından çıkması zaman alsa'da yine tek manitası olan ben olduğum için üstünlüğü elimde tutuyordum ve sınıf maçlarında kaptan yine bendim .

5 sene sonra olayın tamamen kafalardan atıldığı zerre kadar kimsenin umurunda olmadığı sıralarda bir gün otobüse bindiğim vakit Ayferi görmemle şaşkına döndüm . 

Tabii sizin şu an beklediğiniz gittim Ayfer ile konuştuk güldük eğlendik sonra uzunca zaman beraber olduk falan . Issız Adam'mı LAN bu ! Zerre kadar umurumda olmadı durağıma gelince indim otobüsten . (Bu arada "Melis Birkan" aplamıza'da selam olsun)


Yaa böyle işte. Olayın ardından günler aylar seneler geçti ama hala utanırım aklıma geldikçe . Tabii utanmanın yanında gurur'da mevcut . Büyük cesaret , özgüven , gerizekalılık isteyen bir şey yapmışım . "Vay anasını bee" dememek içten bile değil . 

Asıl ana fikri vermek gerekir ise geçmişte yaptığınız hatalardan ,pek tabii bunun dozu'da önemli olmak suretiyle utanmayın , nefret etmeyin dostlar . Gülün , eğlenin yad edin güzel şeyleri . Ha sakın ola zinhar çekinmeyin anlatmaktan ve "Dur anlatayım'da iki hatun düşer" maksadı ile sadece kızlara anlatayım tribine de girmeyin hani . Takılın gönlünüzce .



                           


                      Dostça kalın , dostça takılın .     Fatih ŞANŞALI   


                         



Yazan , kurgulayan , yöneten falan hep benim telif yok kafa raad .










Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çarpı İki

 Sevgili Günlük; Bu gün 48 yaşıma basışımın  yirmi birinci saati. Neler değiştiğine anlam vermeye çalıştığım vakitlerden birinde daha beraberiz. Sanırım bu geçen 48 yılda en çok konu olan şey, unutulan onca anı. Beni üzen ise o unutulan anıların yerine yenilerini koyamıyor oluşum. Bu duygusallıktan mı yoksa tam tersi duygusuz oluşum sebebiyle mi anlam veremiyorum. Adımlar atmaya çalışıyorum, hem kendime hem insanlara. Ama beceremiyorum. Yorgunluklar, üzüntüler, kırılmalar da yaşım sebebiyle daha çok yoruyor beni. Sanki beynim her şeyi ikiye çarparak bana geri veriyor gibi. Ne kadar çok üzülürsem o kadar mutlu oluyor gibiyim, çünkü o kadar acıkıyorum aslında negatiflikten çıktığımda pozitife. Ama aynı şekilde dibe vuruyorum bir anda, o da tokluğun getirdiği ağırlıktan olsa gerek.  Beynimin aldatmalarına hakim olmaya çalışıyorum. Ama bunu bana düşündürtenin beynim olduğunu unutuyorum. Suç mahallini inceleyip katili yakalaması emredilmiş katil dedektif gibi. Kendi delillerim...

Dükkan

Düşün düşün düşün!  Sorgula!  Empati yap!  "Hayat sen planlar yaparken yaşadıklarındır!"  Mıdır acaba? "Tam ait olduğum yerdeyim. Derimin altında. İstersem Taj Mahal'de kahvaltımı yapar, istersem Adriyatikte batırırım günümü. Tam ait olduğum yerdeyim. derimin altında"  Olur mu ki öyle? Batar mı güneş Adriyatikte?  İnsanları anlama senesi. Her tamam diyişin altından yeni bir numune baş veriyor kemiğin ete bürünmüşünden. Anlamsız anlama seansları düzenleniyor her sabah, akşama kadar bir fiil. Gerekliliği tartışılsada sözler veriliyor, dedikodular yapılıyor, haklar sorgulanıyor ve ardından yargılama! Beyin kıvrımları içinde neler döndüğünü anladım dediğin her safhada yeni bir kıvrım kıvrılıyor. Sanki bana inat eder gibi. Nispet yapar gibi. Küfür eder gibi. Peki ya ben? Ben çok mu farklıyım bu müsveddelerden aynı kıvrımlara sahipken.  Kimim ben?  Duygu satıcısı bir mahluk. İşim bu, benim sahip olduğum gömlek bu kadar basit. Duygu satarım. Mutluluk alı...

Şeffaf

Ve en çok da kimi örnek almam gerektiği karıştırdı aklımı. Kime tutsam elimde kalıyor kim tutsa elim kalıyor. 9 yaş sendromunun hissiyatı, babalar kahraman anneler melek ve çocuklar şeker. Kahramanlar yalan melekler muallakta ve şekerler erir. Geriye bir kaç çizgiroman, sahte resimler ve karıncalara ziyafet. Ortaya çıkan vaziyet dolayısıyla şekerler mutlu, melekler karıncalardan muzdarip, kahramanlar ise şeffaf. Fatih Şanşalı