Ana içeriğe atla

Ölmek İçin Yaşıyorsun "Şiir Mevzuları #2"



Ölmek için yaşıyorsun 


Merhaba arkadaş , ağlayarak başladığın hayata sessizce son vereceksin
Emekleyerek başladığın hayata koşarak son veremeyeceksin belkide
Bir gece yastığa koyduğunda başını habersizce ruhun sıyrılacak vüvudundan
E arkadaş ölmek için yaşıyorsun bu çaba niye ?

Benden sana bir dost tavsiyesi ;
Ebediyetten gelen kar tanesi olarak düşün hep kendini
Öylesine parlak öylesine güzel görünecek yaşam sana
Ama elbet eriyeceksin bir gün , önce su olacaksın sonra kaybolacaksın

Şimdi biliyorum bana soracaksın neden bu düşünce diye
Hazırlıklı ol , kimseye bağlama kendini diye
Kimse , hiç kimse ağlamasın senin yüzünden
Bırak boş ver sevmesin kimse seni ağlatma ardından kimseyi

Bir kere yaşamalı çok çok ölmeli arkadaş
En büyük kederler bizim için karşılıksız sevgiler
Kör kuyular çıkmaz sokaklar bizim için
Bizim için çat kapı gelen hüzünler

Ey arkadaş sen ne çok korkuyorsun ölümden
Bilerek mi geldin dünyaya
Ansızın gideceksin anlasana
Her defasında söylüyorum sana niye bu çaba ?

Her fırsatta gelip notlarını soracaklar sana
Annen ayakkabılarını neden yırttığını soracak kızaracaksın .
Kız arkadaşın sıkılacak belki senden bitti diyecek
Belki çocuğun hesap soracak senden niye bu oyuncak benim değil diye ,anlayacaksın

Ben hep gülümseyerek yaşadım dünyayı
Rüzgarıyla haşır neşir çıplak bir tepe gibi
Ölüm ipek kanatlarıyla yaklaşırken bana
Tekrar soruyorum sana , E arkadaş ölmek için yaşıyorsun niye bu çaba ?

                                                                                                                 Fatih ŞANŞALI






                                 ©YazanYazar   2015                                    
Tüm Hakları Saklı Değil !

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çarpı İki

 Sevgili Günlük; Bu gün 48 yaşıma basışımın  yirmi birinci saati. Neler değiştiğine anlam vermeye çalıştığım vakitlerden birinde daha beraberiz. Sanırım bu geçen 48 yılda en çok konu olan şey, unutulan onca anı. Beni üzen ise o unutulan anıların yerine yenilerini koyamıyor oluşum. Bu duygusallıktan mı yoksa tam tersi duygusuz oluşum sebebiyle mi anlam veremiyorum. Adımlar atmaya çalışıyorum, hem kendime hem insanlara. Ama beceremiyorum. Yorgunluklar, üzüntüler, kırılmalar da yaşım sebebiyle daha çok yoruyor beni. Sanki beynim her şeyi ikiye çarparak bana geri veriyor gibi. Ne kadar çok üzülürsem o kadar mutlu oluyor gibiyim, çünkü o kadar acıkıyorum aslında negatiflikten çıktığımda pozitife. Ama aynı şekilde dibe vuruyorum bir anda, o da tokluğun getirdiği ağırlıktan olsa gerek.  Beynimin aldatmalarına hakim olmaya çalışıyorum. Ama bunu bana düşündürtenin beynim olduğunu unutuyorum. Suç mahallini inceleyip katili yakalaması emredilmiş katil dedektif gibi. Kendi delillerim...

Dükkan

Düşün düşün düşün!  Sorgula!  Empati yap!  "Hayat sen planlar yaparken yaşadıklarındır!"  Mıdır acaba? "Tam ait olduğum yerdeyim. Derimin altında. İstersem Taj Mahal'de kahvaltımı yapar, istersem Adriyatikte batırırım günümü. Tam ait olduğum yerdeyim. derimin altında"  Olur mu ki öyle? Batar mı güneş Adriyatikte?  İnsanları anlama senesi. Her tamam diyişin altından yeni bir numune baş veriyor kemiğin ete bürünmüşünden. Anlamsız anlama seansları düzenleniyor her sabah, akşama kadar bir fiil. Gerekliliği tartışılsada sözler veriliyor, dedikodular yapılıyor, haklar sorgulanıyor ve ardından yargılama! Beyin kıvrımları içinde neler döndüğünü anladım dediğin her safhada yeni bir kıvrım kıvrılıyor. Sanki bana inat eder gibi. Nispet yapar gibi. Küfür eder gibi. Peki ya ben? Ben çok mu farklıyım bu müsveddelerden aynı kıvrımlara sahipken.  Kimim ben?  Duygu satıcısı bir mahluk. İşim bu, benim sahip olduğum gömlek bu kadar basit. Duygu satarım. Mutluluk alı...

Şeffaf

Ve en çok da kimi örnek almam gerektiği karıştırdı aklımı. Kime tutsam elimde kalıyor kim tutsa elim kalıyor. 9 yaş sendromunun hissiyatı, babalar kahraman anneler melek ve çocuklar şeker. Kahramanlar yalan melekler muallakta ve şekerler erir. Geriye bir kaç çizgiroman, sahte resimler ve karıncalara ziyafet. Ortaya çıkan vaziyet dolayısıyla şekerler mutlu, melekler karıncalardan muzdarip, kahramanlar ise şeffaf. Fatih Şanşalı